30 Temmuz 2013 Salı

Abi Çok Acayip Müzikler Var Napcaz Onları?

Kulağımın zevki ne kadar değişirse değişsin, benim beğendiğim müziklerin bir ortak noktası var : Söz kalitesi. Şöyle dinlediğinde keşke bu şarkıyı ben yazsaydım bu kelimeler benim kalemimden çıksaydı diye hayıflandıklarım, gönlümü dağlayan dizeler. Lazım olan bu.

Aklınıza gelebilecek her tür tarzdan hoşlandığım parçalar var. Rakı sofralarından ötürü Türk Sanat Musiki'sinden tut Erzincanlı olmamdan ötürü türkü sevdası, ergenlik çağımın muhteşem Rap müziği, son senelerdeki core eğilimi. Ortak noktaları dediğim gibi gönül dağlayan dizeler.

Genre-Nazi liğimi yapmadan geçemeyeceğim çünkü gerçekten müzik tarzları ufak nüanslar ile keskin şekilde ayrılıyor ve ne bileyim, ayırıp sevmeyi seviyorum. Genel olarak en sevdiğim tarz Brutal Metalcore denilen bok. Brütel boku vokalistin standart tonunun low olduğundan, sahne bebeleri gibi gay olmadığından güzel. Metalcore da zaten Hardcore'dan melodikliği ve bol tınılılığıyla ayrılıyor bildiğimiz gibi. 2013'ün en güzel brutal metalcore albümü şu :







STORIES - VOID

Gerçekten hiç kusuru yok.



Bir de Brutal Metalcore'un çok yakını olan Melodic Hardcore tarzı var. Farkı da daha çok duygusal konuları işlemesi. Ayrılık, aşk, hüzün, 7 mevsim gelmedin vs.
Ve gerçekten muhteşem örnekleriyle tanıştım, aşka geldim bu tarza. En iyi örneği, ciğerimi en iyi anlatan albüm olarak tanımladığım albüm şu (Alican nasıl biridir öğrenmek isteyen dinleyebilir):



OF VIRTUE - HEARTSOUNDS (2011)

Değeri bilinmemiş bir albüm, kaynamış gitmiş arada. Ciğerimin sesleri, heartsounds.


2013'te şimdiye kadar kulağa kusursuz gelen albümlerden biri Stories - Void dedik. Ama bir de kusursuz Melodik Hardcore albümü var. Bu yazıyı asıl yazma amacım da o:




OF GLACIERS - HEART MUSEUM

Sadece dinleyin demek istiyorum. Gönül böyle dağlanır, tüm sevdiklerime, çok sevdiklerime armağan olsun Heart Museum

19 Temmuz 2013 Cuma

Demiştim Ki

demiştim ki
katı görünen içi bazen çorba gibi olan bi adamım
acziyetim;
her "ufaktan bi' şeyler karalayayım" dediğimde
karaladıklarımın aynı kapıya çıkmasından,
aynı güzelin aklına sokabileceğimi ummamdan,
yine bi sikim başaramamamdan,
kolaylıkla anlaşılabilir.

Aciz

eksildiğimi hissediyorum
asla elmanın iki yarısıydık diye düşünmezdim
çünkü beterken aramız
içimizden biri çürük olurdu o zaman
seni öyle adledemezdim.
şimdi ben bir yarım elma olarak
kimseye yamanamam
beni al diyemem
kendimi tanıtamam
yıllardır tüm kalbî gücümü
sana kendimi anlatmaya harcamışken
'bak ben böyle severim işte, böyle bir delikanlı karşındaki'
'böyle bir yürekten konuşuyorum, sözler buğulu boğazımdaki'
demeye çalışmaktan yorulmuşken
hiç bir kokuya, hiç bir tınıya
katiyen ait olamam.
büyümekten acizim
yaşıtlarım sorumluluklar alıp hallediyorlar
benimse şu güne dek aldığım en büyük sorumluluk sen iken,
elime yüzüme bulaştırdım
ciğerime sürdüğüm çıkmaz bir lekesin
paklayamadım, alıştım.