6 Şubat 2015 Cuma

Canım,

Yine ağır bir dönemden geçiyorum. Hep akılmdasın, hep aklımda aynı sorular var. Görünce ne yapacağım diye. Dev endişelerim var, bu hayatın böyle gidemeyeceğiyle alakalı.

Bunları biraz açayım.

Kaç yaşına geldik, ufaktan etrafımızdaki insanlar evlenmeye başladı. En azından çocukça sevgileri geride bırakıp akıllıca, sağlam temelli sevgiler kurulur oldu değil mi? Yakınlarımda görüyorum artık insanlar farkına varıyor elini tuttuğu insanın kıymetini.

Senin de elini tuttuğun bir insan var. Belki onun yüzünden hiç ama hiç aklına gelmiyorum, hiç özlemiyorsun. Olabilir, çok normal. Çünkü sen benim yıllardır çektiğim acıyı hiç bilmiyorsun. Kızamam bunun için sana. Ki zaten mutluysan çok da önemli değil. Sen mutlu ol da, ben bu kahırdan ölsem de en azından avunacak bir şeyim olur.

Dedim ya kaç yaşına geldik... Büyüdük, yeterince büyüklüğe az kaldı. Evlilik çok önemli bir şey. Ben ergenliğimde bir dilek dilemiştim, ama çok içten dilemiştim. Pembe panjurlu evimin hanımefendisi sendin hep. İçten içe öylesine istedim ki. Eğer gerçekleşecek olsaydı ben daha başka ne isteyebilrdim ki? Her gece uyumadan, her sabah kalktığımda güzel yüzünü görmek bir rüyaydı. Güzel yüzünü güldürebilmek bütün ömrüm boyunca hayatımın amacı olacaktı.

Bu hayalimin gerçekleşmeyeceği düşüncesi arada bir geliyordu, ama ergenlik işte, bu kötü düşünceyi hep uzaklaştırıyordum. İnanıyordum. Sen kişilik olarak benden çok ama çok zıtsın biliyorum. Bizi yullarca kavgalar küslüklerle de olsa birarada tutan bir bağ vardı. Sevgi. Uçsuz bucaksız sevgim, ve senin pamukluğun. İçimdeki iyiyi görüyordun sen, daha iyi biri yapıyordun. Ben, evrenimin merkezini sen yapmıştım. Zaten şu an savrulmamın sebebi de bu.

Benimle evlenmeyeceksin. Benim hiçbir sabahım senin güzel yüzünü görerek başlamayacak. Korkuyorum. Korkuyorum. Çok korkuyorum. Senin bir kocan, mutlu bir evin olacak. Çocukların olacak. Ben korkuyorum.

Bir film izledim. Sana benzeyen kadın oynuyordu. Zaten bu ara hep aklımdaydın, -her ara olduğu gibi, daha sık-, "istesem de kurtulamıyorum" deyip bunları yazdım.

Seni çok özledim. Bütün her şeyi, birkaç senedir hayatımın özeti olan yokluğunu bir kenara atıp düşünüyorum bazen aniden, 3-5 saniye durup, "çok özledim" diyorum. Yanaklarını okşamayı, saçlarını.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder